“Yağmacı” dergilerindeki yayınlar akademik yükselmede dikkate alınmayacak

 Basına yansıyan haberlere bir bakalım

“Üniversitelerarası Kurul, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç’ın önerisiyle para karşılığı yayın yaptığından “yağmacı” adı verilen dergilerde yayımlanan bilimsel makalelerin, akademik yükseltmelerde dikkate alınmaması kararını verdi

AA, 09 Mart 2019”

– Üniversitelerarası Kurul (ÜAK), Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç’ın önerisiyle para karşılığı yayın yaptığından “yağmacı” (predatory) adı verilen dergilerde yayımlanan bilimsel makalelerin, akademik yükseltmelerde dikkate alınmamasını kararlaştırdı.

Türkiye, bu kararla dünya genelinde de hızla artan, akademik yükseltmeler için dergilerde para karşılığı yayımlanan makalelerin kullanılmasına “dur” diyen ilk ülkeler arasında yer aldı.

Üniversitelerarası Kurulun kararına ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Saraç, Türkiye’deki akademik yayınların sayısına bakıldığında bir sorun görünmediğini, asıl sorunun pek çok ülkede olduğu gibi yayınların niteliğinde olduğunu ifade etti.

Bazı dergilerde yer bulan makalelerin, araştırmaların niteliğinin çok düşük olduğuna işaret eden Saraç, şu bilgileri verdi:

“Bunun sebebi araştırıldığında ‘yağmacı‘ şeklinde tanımlayabileceğimiz para karşılığı yayın yapan dergilerin giderek artması gösterilebilir. Aslında bu, bütün dünyada bir sıkıntı, bizim ülkemize has bir durum değil. Avrupa Üniversiteler Birliği de bunun üzerine çalışıyor fakat henüz alınmış bir kararları yok. Biz ilk defa bir karar aldık ve artık bu yağmacı dergilerdeki yayınların akademik yükseltmelerde kullanılmasına müsaade etmeyeceğiz. Üniversitelerarası Kurul da YÖK’ün önerisiyle bu kararı almış oldu. Bundan sonra açık ve net şekilde ifade ediyoruz ki yağmacı dergilerde yayın yapanlar, bu yayınlarını akademik yükseltmelerde kullanamayacak. Ancak yağmacı yayıncılık ile mücadeleyi YÖK’ün son zamanlarda önem verdiği açık erişim/açık bilim çalışmalarına zarar vermeden yürüteceğiz.”

– Konferanslar da mercek altında

Saraç, yağmacı dergilerin yanında yağmacı konferanslar ve sempozyumları da mercek altına aldıklarını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bazı konferanslarda, para karşılığı çeşitli alanlarda sayısı beş yüzü hatta bini aşan bildiriler sunuluyor, çok farklı alanların hepsi bir yere toplanıyor. Bu uluslararası toplantılara, konferanslara evinizden de elektronik ortamda katılabiliyorsunuz, bazen katılmasanız da, doğrudan özetini de gönderseniz oluyor. Tabii bunların hepsi para karşılığı. Buna da ‘dur’ diyeceğiz. Bu bildiriler de atama ve yükseltmelerde kullanılamayacak. Bununla ilgili de bir düzenleme yapıyoruz. Akademik teşvik alınması için paralı kongreler düzenleniyor, dergiler çıkarılıyor. Bu, akademinin namusunu haleldar ediyor.”

– 5 rektör rapor sundu

Söz konusu karar, YÖK Başkanı Saraç’ın önerisiyle ve ÜAK tarafından 5 üniversite rektöründen oluşan komisyonun hazırladığı rapor doğrultusunda alındı.

Raporda, yayımlanmak üzere kabul edilen makalelerde, içeriğin özgün olmasını veya çalışmanın ilgili alana yüksek etki yapma potansiyeli barındırmasını beklemeyen ve yayımlanma şartı olarak yazarlardan ücret isteyen açık erişimli dergilerin, akademik camiada “yağmacı“, “şaibeli” veya “predatör” olarak tanımlandığı vurgulandı.

Bu dergilerin ana amacının olabildiğince çok makale yayımlayarak para kazanmak olduğuna dikkat çekilen raporda, “Bu amaç doğrultusunda yayımlanan makaleler nitelik, özgünlük ve etki açısından çok düşük bir standarda göre değerlendirilmekte, hızlı yayın yapma sözü ile yazarları çok sayıda makale sunmaya cezbedilmektedir.” ifadelerine yer verildi.

– “Yağmacı” dergilerin özellikleri belirlendi

Raporda, “yağmacı” olarak tanımlanan dergilerin özelliklerine de yer verildi. Buna göre, bu tür dergilerin özelliklerinin “yayımlama için makale işleme ücreti (Article Processing Charge) ödenmesinin zorunlu tutulması”, “makaleleri hızlı yayınlama sözü verilmesi ve yayınlanması”, “ilan ettiği konu dışında veya birbiriyle ilgisi olmayan birçok farklı alanda makalelere yer verilmesi”, “yayın ilkeleri açıklamasının eksik olması”, “yayın ilkelerinde açıkça makalelerde özgünlük, önem ve etki aranmadığının belirtilmesi”, “yayınlanan araştırmanın telif hakkını saklama veya koruma politikası olmaması” ve “hakem sürecinin gerçekçi işletilmemesi, hakem görüş ve önerilerinin yazar ile paylaşılmaması” olduğu belirtildi.

Bu dergilerden ücret alınan fakat değerli ve akademik usule uygun yayın yapanlar ayrıca değerlendirilecek.

– Türkiye’nin kararı dünyada ilkler arasında

ÜAK’ın aldığı karar doğrultusunda, her akademisyen, akademik yükseltmelerde makalesinin şaibeli dergilerde yayımlanmadığına ilişkin yazılı beyanda bulunacak.

Türkiye, YÖK Başkanı Saraç’ın isteği üzerine ÜAK tarafından alınan kararla, dünya genelinde, akademik yükseltmelerde ticari amaçla çıkarılan dergilerde para karşılığı yayımlanan makaleleri dikkate almayacak ilk ülkelerden olacak.

– “Dünyada para karşılığı yapılan yayımlar hızla artıyor”

Dünya genelinde son yıllarda akademik unvan almak isteyen akademisyenlerin hızla artmasına karşın, kapsamlı değerlendirmeler sonucunda makale yayımlayan dergi sayısında büyük bir değişiklik olmaması ücret karşılığı yayım yapan şaibeli dergilere talebi artırıyor.

Şaibeli dergilerdeki yayınların birçoğunun bilimsel nitelik dahi taşımadığı görüşünü savunan uzmanlar tarafından, makalelerin, insanlığa yeni bilgiler sunması, bilime katkı sağlaması, ilgili alanına yenilik getiren çalışmalar olması gerektiği vurgulanıyor.

İyi bir özet ve bilgilendirme;

Hacettepe den yağmacı dergilere karşı karar

10 Şubat 2019

Yazan: Kaan Öztürk

https://mkoz.wordpress.com/category/akademik/akademik-sahtecilik/

Hacettepe Üniversitesi Senatosu geçen yılın sonunda aldığı bir kararla, yağmacı (predatory) dergilerde yapılan yayınların ve bu tür dergilere verilen hizmetlerin atama ve yükseltme değerlendirilmelerinde hesaba katılmayacağını duyurdu.

“Predatory journal” ifadesi son yıllarda gitgide artan, bilimsel niteliği düşük, hakemlik denetimi ya çok zayıf olan ya da hiç olmayan, gönderilen her makaleyi para karşılığında basan bir akademik yayıncılık tipini tanımlıyor. Türkçe karşılık olarak yağmacı, istismarcı, şüpheli, korsan gibi nitelemeler kullanılıyor.

Yağmacı dergileri engelleme çabasını bir sansür gibi düşünmemek gerekir. Bu tür dergileri dolduran yayınların neredeyse tamamı bilimsel vasfı çok çok düşük, metodolojisi zayıf, bilimsel literatüre katkı yapmayan, hatta intihal yaparak üretilmiş makaleler veya tebliğler. Bilimsel ciddiyete sahip hiçbir dergideki editörün veya hakemin onay vermeyeceği karalamalar.

Yağmacı dergilerin yayın hacminin artmasının en önemli sebeplerinden biri, araştırmacıların çok ve hızlı yayın yapma baskısına tabi tutulması. Eğer işin ucunda akademik yükselme ve onun sonucu olan bir kazanç varsa, köşedönücü bir akademisyen, kesenin ağzını açıp niteliksiz yayınları ardarda sıralayarak bu amaca erişmeye çalışabiliyor. Akademik yayın teşvikleri de beklenmedik bir yan etki olarak, bu niteliksiz yayınları teşvik edebiliyorlar.

Yağmacı dergiler ile etkisi düşük, alt sınıf dergileri karıştırmamak gerekiyor. Düşük etkili dergilerin yayına kabul kriterleri daha geniş olabiliyor, ama yine de akademik yayın ahlakına sadık kalarak, sağlıklı bir hakem denetimi ve bilimsel nitelik denetlemesi yapabiliyorlar. Yağmacı dergilerin ise tek amacı kazanç sağlamak. Mesela, bu blogda daha önce konu ettiğimiz Energy Education Science Technology” dergisi, yağmacı dergilerin Türkiye kaynaklı iyi bilinen bir örneğidir.

Hacettepe Üniversitesi Senatosu, yağmacı dergilerin özelliklerini şöyle sıralamış:

Herhangi bir nitelikli hakemlik süreci olmaksızın, yayınların ücret karşılığında yayımlandığı bu tür “istismarcı” açık erişimli dergi ve kitapların ayırt edici özelliği yayına kabul edilen makalelerin basımı için, önceden bilgilendirme yapılmaksızın para talep edilmesidir.

İstismarcı dergi, kitap ve etkinliklerin diğer bazı özellikleri ise şu şekildedir:

  • Editörler kurulu ile ilgili doğru olmayan bilgiler yer alabilmektedir.
  • Genellikle bilinmeyen veya uydurma etki faktörü ile kabul görmemiş indekslerce tarandığı ifade edilmekle birlikte bazıları bilinen indekslere girebilmektedir.
  • Yazar ve katılımcı -başka bir deyişle “müşteri” sayısını artırmak amacıyla dergi, kitap ve etkinliklerin ilgi alanı ve kapsamı çok geniş olabilmektedir.
  • Dergi, kitap ve etkinliğin ismi birden fazla bilim alanını kapsayan jenerik bir isim olabilmekte ve/veya “International”, “European”, “Science” gibi tanıdık dergi izlenimini veren sözcükleri içerebilmektedir.
  • Bir sayıda aynı yazarın birden fazla makalesi yayınlanmakta ve olağandan çok sayıda makale aynı sayıda yer alabilmektedir.
  • Dergi ve kitaplarda yayımlanan makalelerde, ciddi bir hakem denetiminden geçmediklerinin delili olabilecek, bilgi, imla ve ifade hataları yer alabilmektedir.
  • Dergiye makale gönderilmesini sağlamak için rahatsız edici “ticari” taktikler uygulanmaktadır.

“İstismarcı” dergi ve kitaplarda yayın yapılması bilim hayatının yozlaşmasına, gelecek kuşaklara kötü örnek olunmasına yol açmaktadır. Maalesef bazı akademisyenler bu yola başvurarak tuzağa düşmektedirler.

Yağmacı dergileri ilk bakışta tanımak zor olabiliyor. Çoğu durumda derginin birkaç sayısına göz gezdirmek, aradan rastgele bazı makalelerin içeriğine bakmak, yukarıdaki listedeki kriterleri kullanmak faydalı oluyor. Ama bazıları çok iyi makyaj yaptıkları için yüzeysel bir bakış yeterli olamayabiliyor. University of Colorado, Denver’da öğretim üyesi olan kütüphanecilik uzmanı Jeffrey Beall, 2010’da “yağmacı açık erişimli dergiler” (predatory open-access journals) terimini ortaya attı, bunların tehlikelerine dikkat çekti, ve web sitesinde yağmacı dergilerin bir kara listesini oluşturmaya başladı. Binden fazla dergi adı içeren bu liste birkaç yıl boyunca akademik camianın en önemli kaynaklarından biri oldu. Ancak 2018 Mayıs’ında Beall listeyi yayından çekti, web sayfasını boşalttı. Bunun kişisel bir karar olduğu ilan edilse de, çeşitli baskılardan ve büyük yayıncıların dava tehdidinden kaynaklandığı söyleniyor.

Beall kenara çekilmiş olsa da, Beall’in listesi beallslist.weebly.com adresinde bağımsız bir grup tarafından tekrar yayına alındı. Anonim kullanıcılar, gerektikçe listeye eklemeler yapıyorlar. Tabii bu listeyi tartışılmaz bir otorite olarak değil, dikkatli olma konusunda bir uyarı olarak görmek gerekli.

Senato kararı şu paragrafla son buluyor:

Hacettepe Üniversitesi Senatosu yukarıda özellikleri tanımlanan “istismarcı”, açık erişimli dergi, kitap, konferans, kongre, sempozyum, kurultaylar kapsamında yapılan yayınların ve üstlenilen editörlük, editör yardımcılığı, yayın kurulu üyeliği, konferans düzenleme ve bildiri sunma gibi görevlerin, akademik kadrolarda yapılacak olan atama, yükseltme ve görev uzatmalarında hiçbir şekilde değerlendirilmeyeceği ve lisansüstü programlarda yerine getirmek zorunluluğu olan yayın şartları için kullanılamayacağı yaklaşımını benimsemektedir.

Hacettepe Üniversitesi bünyesinde açık bilim, açık erişim, yayıncılık sahtekârlıkları sorunlarına kafa yoran seçkin bilimcileri içtenlikle tebrik ederim. Dilerim bu karar bütün üniversitelere emsal teşkil eder.

Daha fazlası için okuma-dinleme tavsiyeleri:

Olan oldu mu diyeceğiz? Çöp makalelerle akademik olarak yükselen, akademik teşvikler alanların yanına kar mı kalacak. Çöp makaleler ve çöp etkinlikler ile ilgili yıllardır uyarılar yapılıyordu. Tam tarihlerini ve makale adlarını hatırlamıyorum ama Güney Gönenç hocamızın ve Tayfun Akgül Hocamızın rezaleti sergilemek üzere yazdıkları sahte makaleler ile çöp makaleleri gündeme getirdikleri nerede ise tarih oldu. YÖK ve ilgililerin umurunda bile olmadı. Kendi insanları alabildikleri ünvanları ve teşvikleri aldılar, sisteme sokabilecekleri adamları da kalmadı herhalde ki dört dörtlük kurallar geldi.

Yukarıda makalesini paylaştığı Kaan ÖZTÜK yazısının aşağıdaki bölümü arşiv çalışması için önemli.

University of Colorado, Denver’da öğretim üyesi olan kütüphanecilik uzmanı Jeffrey Beall, 2010’da “yağmacı açık erişimli dergiler” (predatory open-access journals) terimini ortaya attı, bunların tehlikelerine dikkat çekti, ve web sitesinde yağmacı dergilerin bir kara listesini oluşturmaya başladı. Binden fazla dergi adı içeren bu liste birkaç yıl boyunca akademik camianın en önemli kaynaklarından biri oldu. Ancak 2018 Mayıs’ında Beall listeyi yayından çekti, web sayfasını boşalttı. Bunun kişisel bir karar olduğu ilan edilse de, çeşitli baskılardan ve büyük yayıncıların dava tehdidinden kaynaklandığı söyleniyor.

Beall kenara çekilmiş olsa da, Beall’in listesi beallslist.weebly.com adresinde bağımsız bir grup tarafından tekrar yayına alındı. Anonim kullanıcılar, gerektikçe listeye eklemeler yapıyorlar. Tabii bu listeyi tartışılmaz bir otorite olarak değil, dikkatli olma konusunda bir uyarı olarak görmek gerekli.

Bu sitede ki dergilerde yayınlanan makaleler ve yazarları üzerinden YÖK bir değerlendirme yapabilir mi? Kestirmeden cevap, HAYIR. Olanağımız olsa da bu işi bizler yapabilsek. Geçmişte çöp makalelerle üniversiteyi çöplük haline getirenler mi bu işi hakkıyla takip edecekler? ASLA. Cumhurbaşkanının bir telefonuna bakar, herşey eski düzen oluverir.

YÖK son zamanlarda normal ülkelerde normal olabilecek tebliğler yayınlıyor. Orhan Bursalı dostumuz gibi iyimser bakarsak, bilimsel müdahale ve düzenlemeler yapılıyor, mevzuat haline getiriliyor.

Hep kullandığım bir deyim var. “Sözlere değil hal ve gidişe bakacaksın”, umarım yanılırız.

“Yağmacı Dergiler” ve “Yağmacı Konferanslar“ da yayınlanan makaleler üzerinden alınan tüm teşvikler ve ünvanlar titiz bir incelemeye alınmalı. Haksız alınan ünvanlar ve edinimler ivedi durdurulmalı, Unvan kullanımı engellenmeli, haksız kazançlar için ilgili kişilerden tahsilatı yapılması yoluna gidilmeli, kamuoyuna da teşhir edilmelidir.

Demokrat Mühendisler Ankara

direncblog@gmail.com

13 Nisan 2019